ezra pound

eniyisipencere
1885-1972 yılları arasında yaşamış büyük amerikan şairidir. imgecilik (imagism) akımının öncülerinden kabul edilir.

şiirlerinin yapısı alabildiğine karmaşıktır. şiirlerinde eski yunan, roma, rönesans italya'sı, çin tarihlerine ve mitolojilerine sıklıkla göndermeler, bu kültürlerin edebiyatlarından alınmış ve koşuğa çekilmiş metinler görülür. fakat bu kültürlere ait sahneler ve alıntılar için herhangi bir kaynak göstermez şair. bu durum, yer yer çok yalın olan pound şiirini anlamayı güçleştirir. yine de pound şiirinde anlam, ne karmakarışıklıkta ne de yalınlıktadır, ne tarihte ne bugündedir, hepsinin üstünde ve sezgiye dayanan müstesna bir yerdedir.

bunların dışında modern çağların eleştirisi de yine pound şiirinde göze çarpar.

thomas stearns eliot'ın çorak ülke'nin (the waste land) ithaf kısmında "daha büyük usta (il miglior fabbro)" olarak nitelediği ezra pound; dünya üzerinde çevrilmesi, anlaşılması en zor ama en gerekli şairlerdendir, eşsiz benzersizdir.

şiirlerinin bir kısmı yurdanur salman, akşit göktürk, güven turan, hilmi yavuz, sinan fişek ve ilhan berk tarafından çevrilmiş ve "seçilmiş canto'lar" adıyla kitaplaşmıştır.

kendimi ne zaman boşlukta hissetsem okuduğum, içimi ferahlatan, beni kendime getiren bir şiirini paylaşayım:

kalır seninle gerçekten neyi seversen,
gerisi boş
gerçekten neyi seversen alınmaz elinden
kimin bu dünya, benim mi, onların mı
kimsenin değil mi yoksa?
ne ki göründü onlar geldi önce, ve böylece sonra elle tutulanlar
cennet, sofalarında da olsa cehennemin,
neyi seversen gerçekten senin asıl kalıtındır.
gerçekten neyi seversen alınmaz elinden

devdir karınca canavar evreninde.
çıkar at kof benliğini, insanca değil
edinilmiş gözüpeklik, edinilmiş düzen, edinilmiş yücelik ya da
sıyır at kof benliğini, sıyır at, dedim.
öğren yeşil evrende yerin neresi
bir bulgular dizisinde, gerçek sanatçılıkta ya da,
sıyır at kof benliğini,
paquin sıyır at!
aşmış çoktan senin inceliğini yeşil miğfer.

'kendi efendin ol, o vakit sayarlar seni'
sıyır at kof benliğini
doluyla dövülmüş bir köpeksin
şişmiş bir saksağan saralı bir güneş altında,
yarı kara yarı ak
kanadını kuyruğundan ayıramayan
sıyır at kof benliğini
bayağı ne denli kinin
yalanla dolanla beslenmiş,
sıyır at kof benliğini,
yıkmakta birebir, verirken açgözlü,
sıyır at kof benliğini
sıyır at dedim.

ama hiçbir şey yapmamaktansa yapmış olmak
bu kof benlik değildir bak
dürüstçe bir kapıyı vurmak
bir vurdumduymaz açsın diye
toplamak canlı bir geleneği havadan
fethedilmemiş bir yalımı güzel yaşlı bir gözden ya da
bu kof benlik değildir bak.
yapmamaktadır, ordadır asıl yanılgı,
asıl yanılgı bocalayan çekingenliktedir.